Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

yahya kemal beyatlı...

Nereden Yazdırıldığı: Dokuz Eylül Üniversitesi Forumu
Kategori: Kültür-Sanat
Forum Adı: Şairler
Forum Tanımlaması: Edebiyatın önde gelen şairleri...
URL: http://www.deuforum.com/forum_posts.asp?TID=15273
Tarih: 18/Ekim/2019 Saat 02:51


Konu: yahya kemal beyatlı...
Mesajı Yazan: esra89ksk
Konu: yahya kemal beyatlı...
Mesaj Tarihi: 15/Eylül/2008 Saat 13:29

MOHAÇ TÜRKÜSÜ


Bizdik o hücûmun bütün aşkıyla kanatlı;
Bizdik o sabah ilk atılan safta yüz atlı.

Uçtuk Mohaç ufkunda görünmek hevesiyle,
Canlandı o meşhûr ova at kişnemesiyle!

Fethin daha bir ülkeyi parlattığı gündü;
Biz uğruna can verdiğimiz yerde göründü.

Gül yüzlü bir âfetti ki her bûsesi lâle;
Girdik zaferin koynuna, kandık o visâle

Dünyâya vedâ ettik, atıldık dolu dizgin;
En son koşumuzdur bu! Asırlarca bilinsin!

Bir bir açılırken göğe, son def'a yarıştık;
Allâh'a giden yolda meleklerle karıştık.

Geçtik hepimiz dört nala, cennet kapısından;
Gördük ebedî cedleri, bir anda yakından!

Bir bahçedeyiz şimdi şehidlerle berâber;
Bizler gibi olmuş o yiğitlerle berâber.

Lâkin kalacak doğduğumuz toprağa bizden;
Şimşek gibi bir hâtıra nal seslerimizden.


-------------

"Ne beyan-i hale cu'ret, ne figana takatim var.Ne reca yi vasla gayret, ne firaha kudretim var."



Cevaplar:
Mesajı Yazan: esra89ksk
Mesaj Tarihi: 15/Eylül/2008 Saat 13:32
AKINCILAR

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik    
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik 
   
Haykırdı, ak tolgalı beylerbeyi "İlerle!"    
Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kafilelerle 
   
Şimşek gibi atıldık bir semte yedi koldan    
Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan 
   
Bir gün yine doludizgin atlarımızla    
Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla 
   
Cennette bu gün gülleri açmış görürüz de    
Hâlâ o kızıl hâtıra gitmez gözümüzde 
   
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik    



-------------

"Ne beyan-i hale cu'ret, ne figana takatim var.Ne reca yi vasla gayret, ne firaha kudretim var."


Mesajı Yazan: esra89ksk
Mesaj Tarihi: 15/Eylül/2008 Saat 13:33
DÜŞÜNCE

Ülfet belâlı şey, fakat uzlet sıkıntılı,
Bilmem nasıl geçirmeliyim son beş on yılı?

İnsanlar anlaşıldı. Cihânın da sırrı yok,
Kalsaydı terkeşimde bugün tek bir altın ok

En tatlı bir hayâl için atmazdım ufkuma.
Dalsın yakında gözlerim artık son uykuma!

"Yalnız duyan yaşar" sözü, derler ki, doğrudur
"Yalnız duyan çeker" derim, en doğru söz budur.

Gördüm ve anladım yaşamak mâcerâsını,
Bâkiyse rûh eğer dilemezdim bekasını.

Hulyâsı kalmayınca hayâtın ne zevki var?
Bitsin, hayırlısıyla, bu beyhûde sonbahar!

Ölmek değildir ömrümüzün en fecî işi,
Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi.



-------------

"Ne beyan-i hale cu'ret, ne figana takatim var.Ne reca yi vasla gayret, ne firaha kudretim var."


Mesajı Yazan: esra89ksk
Mesaj Tarihi: 15/Eylül/2008 Saat 13:34
EYLÜL SONU

Günler kısaldı... Kanlıca'nın ihtiyarları
Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları.

Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa...
Yazlar yavaşça bitmese, günler kısalmasa...

İçtik bu nâdir içki'yi yıllarca kanmadık...
Bir böyle zevke tek bir ömür yetmiyor, yazık!

Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor;
Lâkin vatandan ayrılışın ıztırâbı zor.

Hiç dönmemek ölüm gecesinden bu sâhile,
Bitmez bir özleyiştir, ölümden beter bile.


-------------

"Ne beyan-i hale cu'ret, ne figana takatim var.Ne reca yi vasla gayret, ne firaha kudretim var."


Mesajı Yazan: dennis
Mesaj Tarihi: 15/Eylül/2008 Saat 13:40
çok sağol bu şiirleri paylaştığın için..
en çok şu akıncılar şiirini seviyorum yahya kemal beyatlı.. harika bir şiir


Mesajı Yazan: cyda
Mesaj Tarihi: 15/Eylül/2008 Saat 13:45

AÇIK DENiZ

 

Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum;

Her lâhza bir alev gibi hasretti duyduğum.

Kalbimde vardı "Byron"u bedbaht eden melâl!

Gezdim o yaşta dağları, hulyâm içinde lâl,

Aldım Rakofça kırlarının hür havâsını,

Duydum akıncı cedlerimin ihtirâsını,

Her yaz, şimâle doğru asırlarca bir koşu...

Bağrımda bir akis gibi kalmış uğultulu...

Mağlûpken ordu, yaslı dururken bütün vatan,

 

Rü’yâma girdi her gece bir fâtihâne zan.

Hicretlerin bakıyyesi hicranlı duygular,

Mahzun hudutların ötesinden akan sular,

Gönlümde hep o zanla berâber çağıldadı,

Bildim nedir ufuktaki sonsuzluğun tadı!

Bir gün dedim ki istemem artık ne yer ne yâr!

Çıktım sürekli gurbete, gezdim diyar diyar;

Gittim o son diyâra ki serhaddidir yerin,

Hâlâ dilimdedir tuzu engin denizlerin!

 

Garbin ucunda, son kıyıdan en gürültülü

Bir med zamânı, gökyüzü kurşunla örtülü,

Gördüm deniz dedikleri bin başlı ejderi;

Gördüm güzel vücûdunu zümrütliyen deri

Keskin bir ürperişle kımıldandı anbean;

Baktım ve anladım ki o ejderdi canlanan.

Sonsuz ufuktan âh o ne coşkun gelişti o!

Birden nasıl toparlanarak kükremişti o!

Yelken, vapur, ne varsa kaçışmış limanlara,

Yalnız onundu koskoca meydan ve manzara!

Yalnız o kalmış ortada, âsi ve bağrı hûn,

Bin mağra ağzı açmış, ulurken uzun uzun,

Sezdim bir âşinâ gibi, heybetli hüznünü!

 

Rûhunla karşı karşıya kaldım o med günü,

Şekvânı dinledim, ezelî muztarip deniz!

Duydum ki rûhumuzla bu gurbette sendeniz,

Dindirmez anladım bunu hiçbir güzel kıyı;

Bir bitmeyen susuzluğa benzer bu ağrıyı.



-------------
KARANLIĞA KÜFREDECEĞİNE KALK DA BİR MUM YAK ...


Mesajı Yazan: cyda
Mesaj Tarihi: 15/Eylül/2008 Saat 13:46

GÜFTESİZ BESTE

 

Sizi dün bekledim o yollarda

Ki gezindikdi bir zaman karda,

Kararan gözlerimle rüzgârda

Sizi dün bekledim o yollarda!...

 

Sanıyordum unuttunuz adımı,

Dediniz hissedince maksadımı:

"Beni hâlâ bu genç unutmadı mı

Ki bugün bekliyor bu yollarda?"

 

Nice sevdâlılarla sevgililer

Aşkı yollarda böyle beklediler!

Nice sevdâlılar da var ki diler

Akşam olsun bu kuytu yollarda!...



-------------
KARANLIĞA KÜFREDECEĞİNE KALK DA BİR MUM YAK ...


Mesajı Yazan: cyda
Mesaj Tarihi: 15/Eylül/2008 Saat 13:47

ÖZLEYEN  

 

Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde,

Sen nerdesin, ey sevgili, yaz günleri nerde!

Dağlar ağarırken konuşmuştuk tepelerde,

Sen nerde o fecrin ağaran dağları nerde!

 

Akşam, güneş artık deniz ufkunda silindi,

Hulyâ gibi yalnız gezinenler köye indi,

Ben kaldım, uzaklarda günün sesleri dindi,

Gönlümle, hayâlet gibi, ben kaldım o yerde.



-------------
KARANLIĞA KÜFREDECEĞİNE KALK DA BİR MUM YAK ...


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 15/Eylül/2008 Saat 14:15

BİR BAŞKA TEPEDEN

 

Sana dün bir tepeden baktım azîz İstanbul!

Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.

Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!

Sâde bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

 

Nice revnaklı şehirler görünür dünyâda,

Lâkin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.

Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rü'yâda

Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.



-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 15/Eylül/2008 Saat 14:18

RİNDLERİN AKŞAMI

 

Dönülmez akşamın ufkundayız. Vakit çok geç;

Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç!

Cihâna bir daha gelmek hayâl edilse bile,

Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.

Geniş kanatları boşlukta simsiyâh açılan

Ve arkasından güneş doğmıyan büyük kapıdan

Geçince başlıyacak bitmeyen sükûnlu gece.

Gurûba karşı bu son bahçelerde, keyfince,

Ya şevk içinde harâb ol, ya aşk içinde gönül!

Ya lâle açmalıdır göğsümüzde yâhud gül.

 



-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 15/Eylül/2008 Saat 14:19

SESSİZ GEMİ

 

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,

Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyâhatten elemli,

Günlerce siyâh ufka bakar gözleri nemli.

Bîçâre gönüller! Ne giden son gemidir bu!

Hicranlı hayâtın ne de son mâtemidir bu!

Dünyâda sevilmiş ve seven nâfile bekler;

Bilmez ki giden sevgililer dönmiyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,

Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

 



-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 15/Eylül/2008 Saat 14:21

MEHLİKA SULTAN  

 

Mehlika Sultan'a âşık yedi genç

Gece şehrin kapısından çıktı:

Mehlika Sultan'a âşık yedi genç

Kara sevdalı birer âşıktı.

 

Bir hayâlet gibi dünyâ güzeli

Girdiğinden beri rü'yâlarına;

Hepsi meshûr, o muammâ güzeli

Gittiler görmeye Kaf dağlarına.

 

Hepsi, sırtında abâ, günlerce

Gittiler içleri hicranla dolu;

Her günün ufkunu sardıkça gece

Dediler: ''Belki son akşamdır bu.''

 

Bu emel gurbetinin yoktur ucu;

Daima yollar uzar, kalp üzülür:

Ömrü oldukça yürür her yolcu,

Varmadan menzile bir yerde ölür.

 

Mehlika'nın kara sevdâlıları

Vardılar çıkrığı yok bir kuyuya,

Mehlika'nın kara sevdalıları

Baktılar korkulu gözlerle suya.

 

Gördüler: ''Aynada bir gizli cihan...

Ufku çepçevre ölüm servileri...''

Sandılar doğdu içinden bir an

O, uzun gözlü, uzun saçlı peri.

 

Bu hazin yolcuların en küçüğü

Bir zaman baktı o vîran kuyuya.

Ve neden sonra gümüş bir yüzüğü

Parmağından sıyırıp attı suya.

 

Su çekilmiş gibi rü'yâ oldu!..

Erdiler yolculuğun son demine;

Bir hayâl âlemi peydâ oldu.

Göçtüler hep o hayâl âlemine.

 

Mehlika Sultan'a âşık yedi genç,

Seneler geçti, henüz gelmediler;

Mehlika Sultan'a âşık yedi genç

Oradan gelmiyecekmiş dediler!..

 



-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 15/Eylül/2008 Saat 14:22

KAYBOLAN ŞEHİR

 

Üsküp ki Yıldırım Beyazıd Han diyârıdır

Evlad-ı Fatihân’a onun yâdigârıdır.

 

Firûze kubbelerle yalnız bizim şehrimizdi o;  

Yalnız bizimdi, çehre ve rûhiyla biz’di o.

 

Üsküp ki Şar dağ’ında devâmıydı Bursa’nın.

Bir lâle bahçesiydi dökülmüş temiz kanın.

 

Üç şanlı harbin arş’a asılmış silâhları

Parlardı yaşlı gözlere bayram sabahları.

 

Ben girmeden hayâtı şafaklandıran çağa,

Bir sonbaharda annemi gömdük o toprağa.

 

İs’a Bey’in fetihte açılmış mezarlığı

Hulyâma âhiret gibi nakşetti varlığı.

 

Vaktiyle öz vatanda bizimken, bugün niçin

Üsküp bizim değil? Bunu duydum, için için.

 

Kalbimde bir hayâli kalıp kaybolan şehir!

Ayrılmanın bıraktığı hicran derindedir!

 

Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene,

Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene.  



-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 15/Eylül/2008 Saat 14:24

AŞK HİKAYESİ

 

Âh o akşam o tirenden gülüşün!

O gülüş kalbime aksettiği an

Duymadım ilk ateşin düştüğünü;

Şavka benzer bir ışık zannettim.

Macera başlamak üzereymiş o gün.

Sürecekmiş bu ateş yıllarca.

Bir taraftan Yakacık, mor dağlar...

Bir taraftan da deniz, şûh adalar...

O gün ömrümde, kader,

Geçecek aşkı resimleştirmiş

Bu güzel çerçevede.

 

Yine dün geçtim o yoldan;

Aynı raylarda tirenler geçiyor...

Karşı dağlar, hep o dağlar...

Kıyı hep aynı kıyı

Ve deniz aynı deniz;

O gülüşten bir eser yok yalnız;

O güzel çerçeve bomboş!

Belki kalbim daha boş!



-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 26/Aralık/2008 Saat 14:50
Yahya Kemal tam bir İstanbul aşığıydı.
Bir gün Ankarada"yken Mustafa Kemal, Yahya Kemal'e sorar:
-Üstadım,Ankara'nın nesi güzel?
Yahya Kemal cevap verir:
-İstanbul'a dönmesi güzel:P


-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: cyda
Mesaj Tarihi: 10/Şubat/2009 Saat 23:34

1884 yılında Üsküp'te doğdu. Asıl adı Ahmed Agâh'tır. İlköğrenimini Üsküp'te gördü. İstanbul Vefa Lisesi mezunu. Başlangıçta Sultan II.Abdülhamit yönetimine karşı muhaliflerin safında yer alarak Paris'e kaçtı. Fransa'da Siyasal Bilgiler okurken hocası Albert Sorrel'in etkisinde kalarak düşüncelerinde değişmeler oldu. Fransa'da dokuz yıl kaldı. Fransız edebiyatını ve edebiyatçılarını yakından tanıma imkânı buldu. Onlardan etkilendi. Bir ara Nev-Yunanî bir şiirin peşine düştü. Doğu Dilleri Okulu'na devam ederek Arapça ve Farsça'sını geliştirdi. Divan şiiri üzerinde yoğunlaştı. 1913 yılında İstanbul'a döndü. Darüşşafaka, Medresetü'l-Vâizin ve Darülfünûn'da Tarih ve Edebiyat dersleri okuttu. Gazete ve dergilerde yazılar yazdı. Lozan Konferansı'na katıldı.

1923'te Urfa milletvekili seçildi. Çeşitli ülkelerde diplomatik görevler alarak Türkiye'yi temsil etti. Yozgat, Tekirdağ ve İstanbul milletvekilliği yaptı. Pakistan büyükelçiliği görevinde iken emekli oldu (1949) ve yurda döndü. Tedavi için Paris'e gitti. Bir yıl sonra da öldü.

Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en büyük temsilcilerinden biridir. Aruzla yazdı. Klasik şiirimizin temel özelliklerine bağlı kalarak, kendine özgü bir şair oldu. Sanatta ve edebiyatta millî ve manevî değerlere bağlı kaldı.

ESERLERİ

Şiirleri Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şiirin Rüzgârıyla, Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş, Bitmemiş Şiirler.

Fikir ve Hatıra Kitapları:Aziz İstanbul, Eğil Dağlar, Siyasi Hikayeler, Siyasi ve Edebi Portreler, Edebiyata Dair, Çocukluğum Gençliğim Siyasi ve Edebi Hatıralarım, Tarih Muhasebeleri, Mektuplar-Makaleler

Yahya Kemal Ahmet Hamdi Tanpınar YAPI KREDİ YAYINLARI

"Yahya Kemal Beyatlı
Şiire Adanmış Bir Yaşam Sermet Sami Uysal YAHYA KEMAL'İ SEVENLER DERNEĞİ
"

Yahya Kemal'in Dünyası Süheyl Ünver ŞEHİR YAYINLARI

Yahya Kemal YAPI KREDİ YAYINLARI


Yahya Kemal (Eve Dönen Adam) Beşir Ayvazoğlu ÖTÜKEN NEŞRİYAT


Yahya Kemal Beyatlı Heyet TOKER YAYINLARI


Mektepten Memlekete, Fotoğraflarla Yahya Kemal'in Yaşam Öyküsü Konur Ertop SEL YAYINLARI


Yahya Kemal Beyatlı Alim Kahraman ŞULE YAYINLARI


Yahya Kemal Ahmet Hamdi Tanpınar DERGAH YAYINLARI


Yahya Kemal Cengiz Doğru,İsa Kocakaplan DAMLA YAYINLARI


Yahya Kemal Beyatlı Yaşamı ve Yapıtlarını Okuma Kılavuzu Kemal Bek ÖZNE YAYINLARI



-------------
KARANLIĞA KÜFREDECEĞİNE KALK DA BİR MUM YAK ...



Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat