Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

CEMAL SÜREYA

Nereden Yazdırıldığı: Dokuz Eylül Üniversitesi Forumu
Kategori: Kültür-Sanat
Forum Adı: Şairler
Forum Tanımlaması: Edebiyatın önde gelen şairleri...
URL: http://www.deuforum.com/forum_posts.asp?TID=10185
Tarih: 18/Ekim/2019 Saat 01:39


Konu: CEMAL SÜREYA
Mesajı Yazan: cyda
Konu: CEMAL SÜREYA
Mesaj Tarihi: 08/Aralık/2007 Saat 14:50

 

Cemal Süreyya

Ölüyorum tanrım
Bu da oldu işte.
Her ölüm erken ölümdür
Biliyorum tanrım
Ama ayrıca aldığın şu hayat
Fena değildir...
Üstü kalsın.


İkinci Yeni’nin önde gelen şair ve kuramcılardan, deneme yazarı, dergici Cemal Süreyya yukarıdaki son şiiri henüz yayımlanmadan, 9 Ocak 1990’da İstanbul’da öldü; Kulaksız Mezarlığı’na gömüldü. Asıl adı Cemalettin Seber olan Cemal Süreyya 1931’de Erzincan’da doğdu. Dersim harekâtı sırasında ailesi Bilecik’e sürgün edildi. 1947’de Bilecik Ortaokulu’nu, 1950’de Haydar Paşa Lisesi’ni, 1954’te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü’nü bitirdi. Maliye Bakanlığı’nda müfettiş olarak çalıştı. 1965’te istifa etti ve 1966-1970 yılları arasında, dönemin en etkin edebiyat dergilerinden biri olan Papirüs’ü 47 sayı çıkardı. 1971’de yeniden Maliye Bakanlığı’na döndü. Tetkik Kurulu üyeliği, İstanbul’da Darphane ve Damga Matbaası müdürlüğü (1975) yaptı. 1978’te Kültür Bakanlığı Kültür Yayınları Danışma Kurulu üyesi oldu. 1982’de müşavir maliye müfettişliğinden emekliye ayrıldı, yayınevlerinde danışman, ansiklopedilerde redaktör olarak çalıştı. Oluşum, Türkiye Yazıları, Maliye Yazıları dergilerini ve Saçak’ın kültür-sanat sayfalarını yönetti. Politika, Yeni Ulus, Aydınlık gazetelerinde, Yazko-Somut, 2000’e Doğru dergilerinde köşe yazarlığı yaptı. Süreyya’nın ilk şiiri “Şarkısı Beyaz” 1953’te Mülkiye dergisinde çıktı. Çeşitli dergilerde çıkan şiirleri, daha çok Pazar Postası’nda yayımladığı kuramsal yazıları ve ilk kitabı Üvercinka (1958) ile İkinci Yeni şiiri’nin kurucularından biri kabul edildi. Şiirin Anayasa’ya aykırı olduğunu, tabiatın ahlakı kovduğu yerde ortaya çıktığını vurgulayan şair, biçim kaygısının ağır bastığı ilk kitabında yeni bir imge ve söyleyiş peşindeydi. Enis Batur’un değerlendirmesine göre İkinci Yeni, dört dörtlük ifadesini Üvercinka’da bulmuştu. Uzun aralıklarla yayımladığı Göçebe (1965) ve Beni Öp Sonra Doğur Beni’de (1973), “kavimler kapısı” dediği Anadolu coğrafyasına ve tarihe açıldı. “Güneşten yırtılan caz, kavaldan akan gökyüzü” olarak tanımladığı şiirinin “Doğu-Batı şiirinin bileşkesi değil, çelişkisi” olduğunu söylüyor ve şu açıklamayı yapıyordu: “Erotik bir şiirdir benimki. Sanırım en belirgin özelliği budur. Dipte tarih içinde uygarlık ve varolma sorunu tartışılır. Mitler, günlük hayatın küçük olaylarına dağılarak somutlaşır.” Şiirlerinin toplu basımı olan Sevda Sözleri’nden (1984) sonra yayımladığı iki kitabından Sıcak Nal, o güne kadar sürdürdüğü şiir çizgisinin doğal uzantısıydı. Güz Bittiği’nde ise yeni bir deneye girdi ve “her bir tohum kapsülleri gibi patlayan sıkı şiir birikimlerinden oluşan tek bir yapı” kurdu. Üvercinka ile 1958 Yeditepe Şiir Armağanı’nı, Göçebe ile 1966 TDK Edebiyat Ödülü’nü alan Cemal Süreyya, Sıcak Nal ve Güz Bitiği ile 1988 Behçet Necatigil Şiir ödülünü Kazandı. Türk şiirinin serüveni ve tek tek şairler üzerine yazdığı denemelerini Şapkam Dolu Çiçekle (1976); edebiyatın güncel sorunlarını tartıştığı denemelerini Günübirlik (1982) adlarıyla yayımladı. Milliyet Sanat ve Gösteri dergilerinde çıkan günlükleri, ölümünden sonra 999. Gün/Üstü Kalsın (1991), 2000’e Doğru dergilerindeki portre-izdüşüm ve söz senaryoları 99 Yüz (1990) adlarıyla basıldı. Dergi ve gazete yazıları Papirüsten Başyazılar (1992), Paçal (1992), Folklor Şiire Düşman (1992), Oluşum’da Cemal Süreyya; konuşmaları Güvercin Curnatası (1997) başlıklı kitaplarında toplandı



-------------
KARANLIĞA KÜFREDECEĞİNE KALK DA BİR MUM YAK ...



Cevaplar:
Mesajı Yazan: cyda
Mesaj Tarihi: 08/Aralık/2007 Saat 14:51

Biliyorum Sana Giden...




Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yanlız seni, yanlız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl a...llaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Raslaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi...

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri


                                                               cemal sureya



-------------
KARANLIĞA KÜFREDECEĞİNE KALK DA BİR MUM YAK ...


Mesajı Yazan: cyda
Mesaj Tarihi: 08/Aralık/2007 Saat 14:52
GECE
BİTKİLERİNDEN
 
Gece bitkilerinden korkuyorum,
Hayır, geceleri bitkilerden!
Gizlenirken vurulmuş ulaklara ağıttır
Bana açtığın her telefon.
 
İki kalp arasında en kısa yol:
Birbirine uzanmış ve zaman zaman
Ancak parmak uçlarıyla değebilen
İki kol.
 
An ki fıskiyesi sonsuzluğun
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
 
 
 http://www.siirgen.org/siir/c/cemal_sureya/index.html -  
 http://www.siirgen.org/siir/c/cemal_sureya/index.html -   
 http://www.siirgen.org/siir/c/cemal_sureya/index.html - Cemal SÜREYA 


-------------
KARANLIĞA KÜFREDECEĞİNE KALK DA BİR MUM YAK ...


Mesajı Yazan: cyda
Mesaj Tarihi: 08/Aralık/2007 Saat 14:52

SÖZ YİTİMİ


1.
Yürüyor muyduk,

Yoksa bir doğa parçasının

Altını mı çizdiriyorlar bize?

2.

Ellerimizde küçük kağıt kutular
Yüzlerimiz asılsız.

3.
Bir yere geldik ki
Hiçbir sokağın adın yok.

4.
Binlerce çocuk,

Siyah-beyaz bir kuşak,
Ötelerden sessizce.

5.
Cebimde bir paket sigara
Bir tırnak makası
Bir mendil
Ve bir küçük yaratık
Ne olduğunu bilmediğim.

6.
Bir yere geldik ki
Güneş heyy!

Ay, ayy!

7.
Bu toptan içine devrildiğimiz
Bu bir şey, bir değirmi,

Anlatılmaz bu, bu bir gülümseme.

8.
Öteşiirde

Batar çıkar sözcüklerimiz.

(Sıcak Nal)
Cemal SÜREYA



-------------
KARANLIĞA KÜFREDECEĞİNE KALK DA BİR MUM YAK ...


Mesajı Yazan: cyda
Mesaj Tarihi: 08/Aralık/2007 Saat 14:53

YAZMAM DAHA AŞK ŞİİRİ

Oydu bir bakışta  tanıdım onu
Kuşlar bakımından uçarı
Çocuk tutumuyla beklenmedik
Uzatmış ay aydınlık karanlığıma
Nerden uzatmışsa tenha boynunu

Dünyanın en güzel kadını oydu
Saçlarını tarasa baştan başa rumeli
Otursa ama hiç oturmaz ki
Kan kadını rüzgardı atların
Hep andım ne yaşanır olduğunu

En çok neresi mi ağzıydı elbet
Bütün duyarlıklara ayarlı
Öpüşlerin türlüsünden elhamra
Sınırsız denizinde çarşafların
Bir gider bir gelirdi işlek ağzı

Ah şimdi benim gözlerim
Bir ağlamaktı tutturmuş gidiyor
Bir kadın gömleği üstümde
Günün maviliği ondan
Gecenin horozu ondan

(1957)

Üvercinka

Cemal SÜREYA



-------------
KARANLIĞA KÜFREDECEĞİNE KALK DA BİR MUM YAK ...


Mesajı Yazan: türkçeci
Mesaj Tarihi: 08/Aralık/2007 Saat 14:53
cyda ya aşk ı da koysaydın o da çok güsel :)
emeğine sağlık


-------------
gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız,
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır..
ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir..
    haydar ergülen


Mesajı Yazan: cyda
Mesaj Tarihi: 08/Aralık/2007 Saat 14:53

Uçurumda Açan


Aşktın sen, kokundan bildim seni
Bir ahırın içinde gezdirilmiş gül kokusu
Taşıttan indin, sonra da karşıya geçtin
Elinde tuhaf bir çanta, saçında soku

Akıl almaz işleri şu zambakgillerin
Sokakta bir sövgü gibi akıp gittin
Gözlerin sonsuz uzun, sonsuz çekikti
Baksan uçtan uca Çin Seddi'ni görebilirdin

Yanındaki adam mutlaka kardeşindir
İstanbul öyle ağırbaşlı bir kent değildir
Aşktın sen, gidişinden bildim seni
Neye yarar sağduyuyu aşmazsa şiir

Birbirinizi kucaklarken neye yarar
Kucaklamıyorsak eski, yeni sevgilileri
Diyorum çoğunca evli kadınlar
Bu yüzden ölü yıkayıcısıdırlar

Bilir misin acaba ne demiş tilki?
Kişi bir anda nasıl çarpılıverir
Kuliste yarasını saran bir soytarı gibi
Giderek nasıl anlaşılmaz olur sözleri

Ömer ki gölü balığı için değil
Kamışı için vergilendirdi
Ama değnek vurulurken zavallı uğruya
Yüzüne ve neresine değmesin derdi

Selam size büyük durumlar, doruk anlar
Dağ görgüsü kazanır Ağrı'yı bir kez görse de kişi
Marmara'dan yirmi yılda çıkaramayacağı gerçeği
Okyanusu beş dakika seyretmekle kavrar

Belki de biraz geç rastladım sana
Ama her şey geç gelmiyor mu yurdumuza
1929 buhranı bile geç gelmemiş miydi
Eksikliğe mi alışmışız, mutsuzluğa mı yoksa

Bir ahırın içinde gezdirilmiş gül kokusu
Ağır uykusu aldatılımış olanın
Ve aldatanın delik deşik uykusu
Taşıttan indin, sonra da karşıya geçtin

Divan, Nazım Hikmet, İkinci Yeni
Kaç gündür adını düşünüyorum
Ne demiş uçurumda açan çiçek
Yurdumsun ey uçurum


Cemal SÜREYA

 



-------------
KARANLIĞA KÜFREDECEĞİNE KALK DA BİR MUM YAK ...


Mesajı Yazan: cyda
Mesaj Tarihi: 08/Aralık/2007 Saat 14:54
tamam seker yazıyorum sımdı :)

-------------
KARANLIĞA KÜFREDECEĞİNE KALK DA BİR MUM YAK ...


Mesajı Yazan: cyda
Mesaj Tarihi: 08/Aralık/2007 Saat 15:08

                      AŞK

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun.Git

Gözlerin duru mu onlar da gidiyorlar.Gitsinler

Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin

Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık

Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı

Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü

Bir sevişmek gelmişti  bir daha gitmemişti

Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz

Sanki hiç olmamıştı.

 

Oysa kalbim şuracıkta çarpıyordu

Şurda senin gözlerindeki

Bakımsız mavi güzel laflı İstanbullular

Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların

Öyle düzeltici öyle yerinde getiriciydi sevmek

Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken

Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti

Çünkü iki kişiydik

 

Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya,

Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başındaydı doymamız

Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu

İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük

Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde

Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra

Sonrası iyilik güzellik

                                                  CEMAL SÜREYA



-------------
KARANLIĞA KÜFREDECEĞİNE KALK DA BİR MUM YAK ...


Mesajı Yazan: türkçeci
Mesaj Tarihi: 08/Aralık/2007 Saat 15:13
işte bnm şiirim :)

-------------
gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız,
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır..
ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir..
    haydar ergülen


Mesajı Yazan: türkçeci
Mesaj Tarihi: 08/Aralık/2007 Saat 15:15
seni bir kere öpsem ikinin hatrı kalıyordu
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük...


-------------
gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız,
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır..
ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir..
    haydar ergülen


Mesajı Yazan: cyda
Mesaj Tarihi: 08/Aralık/2007 Saat 15:15
senin için turkcecii:)

-------------
KARANLIĞA KÜFREDECEĞİNE KALK DA BİR MUM YAK ...


Mesajı Yazan: Dark_Avenger
Mesaj Tarihi: 08/Aralık/2007 Saat 15:47


-------------


Mesajı Yazan: suzi
Mesaj Tarihi: 26/Aralık/2007 Saat 17:59

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=8.10+vapuru - 8.10 vapuru

sesinde ne var biliyor musun
bir bahçenin ortası var
mavi ipek kış çiçeği
sigara içmek için
üst kata çıkıyorsun

sesinde ne var biliyor musun
uykusuz türkçe var
işinden memnun değilsin
bu kenti sevmiyorsun
bir adam gazetesini katlar

sesinde ne var biliyor musun
eski öpüşler var
banyonun buzlu camı
birkaç gün görünmedin
okul şarkıları var

sesinde ne var biliyor musun
ev dağınıklığı var
ikide bir elini başına götürüp
rüzgârda dağılan yalnızlığını
düzeltiyorsun

sesinde ne var biliyor musun
söylemediğin sözcükler var
küçücük şeyler belki
ama günün bu saatinde
anıt gibi dururlar

sesinde ne var biliyor musun
söyleyemediğin sözcükler var.

 

en çok sevdiğim şiirlerinden



-------------
o suyu kirletmeye kıçın yetmez
kafanı daldır zoilus,
kafanı!
martialis


Mesajı Yazan: suzi
Mesaj Tarihi: 26/Aralık/2007 Saat 18:04
YABANCI DİL
 
Beş dil biliyormuş ünlü kişi
Ünlü ve saygıdeğer
Bir de Türkçe öğrense
Altı eder
 
Clap
 
 
ŞARAP
Saat on ikiden sonra,
Bütün içkiler,
Şaraptır.
 
Wink
 
 
sevda sözleri/ bütün şiirleri


-------------
o suyu kirletmeye kıçın yetmez
kafanı daldır zoilus,
kafanı!
martialis


Mesajı Yazan: bubble
Mesaj Tarihi: 10/Aralık/2008 Saat 15:17
önceleyin 
Önce bir ellerin var
Yalnızlığımla benim aramda
Sonra birden kapılar açılıverdi
ağzına kadar
Sonra yüzün,
Ardından gözlerin dudakların
Sonra herşey çıkıp geldi
Bir korkusuzluk aldı yürüdü çevremizde
Sen çıkardın utancını duvara astın
Ben masanın üzerine koydum kuralları
Herşey işte böyle oldu önce


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 10/Aralık/2008 Saat 19:00
Ben kibriti çaktığım zaman
Her şey kırmızıydı yüzün olarak
Ben kibriti çaktığım zaman
Çünkü her yüz bir memlekettir

Ben sigaramı yaktığım zaman
Çünkü her sigara bir kelimedir
Ben sigaramı yaktığım zaman
Güz günleriydi bir şarkı olarak

Bir güvercin ben öldüğüm zaman
Nice hüzünlerden yaprak yaprak
Bir güvercin ben öldüğüm zaman

-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 10/Aralık/2008 Saat 19:05
SİZİN HİÇ BABANIZ ÖLDÜ MÜ?

Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Söylelemesine maviydi kör oldum
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?

-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: denizz
Mesaj Tarihi: 05/Eylül/2009 Saat 15:56
Orjinalini yazan: bubble

önceleyin 
Önce bir ellerin var
Yalnızlığımla benim aramda
Sonra birden kapılar açılıverdi
ağzına kadar
Sonra yüzün,
Ardından gözlerin dudakların
Sonra herşey çıkıp geldi
Bir korkusuzluk aldı yürüdü çevremizde
Sen çıkardın utancını duvara astın
Ben masanın üzerine koydum kuralları
Herşey işte böyle oldu önce

ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi...


Mesajı Yazan: denizz
Mesaj Tarihi: 05/Eylül/2009 Saat 15:59

GÜZELLEME 

Bak bunlar ellerin senin bunlar ayakların 
Bunlar o kadar güzel ki artık o kadar olur 
Bunlar da saçların işte akşamdan çözülü 
Bak bu sensin çocuğum enine boyuna 
Bu da yatak olduğuna göre altımızdaki 
Sabahlara kadar koynumda yatmışsın
Bak bende yalan yok vallahi billahi
 
Sen o kadar güzelsin ki artık o kadar olur 

İşe bak sen gözlerin de burda 
Gözlerinin ucu da burda yaşamaya alışık 
İyi ki burda yoksa ben ne yapardım 
Bak çocuğum kolların işte çıplak işte 
Bak gizlisi saklısı kalmadı günümüzün 
Gözlerin sabahın sekizinde bana açık 
Ne günah işlediysek yarı yarıya 

Sen asıl bunlara bak bunlar dudakların 
Bunların konuşması olur öpülmesi olur 
Seni usulca öpmüştüm ilk öptüğümde 
Vapurdaydık vapur kıyıya gidiyordu 
Üç kulaç öteden İstanbul gidiyordu 
Uzanmış seni usulca öpmüştüm 
Hemen yanımızdan balıklar gidiyordu. 

bu da çok güzel bence, ne günah işlediysek yarı yarıya... ah ah yitip giden bir hikayeyi getirdi yine aklıma :/



Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat